İsmailiyye ve Haşhaşîler

14 Ocak 2018
Uygarlık Ahlakı ve İnanç Araştırmaları Enstitüsü - TOVAK

İslam'ın Bâtınî yorumu ve heterodoks bir cemaat

Kimler ümmete dahildir?
Kime Müslüman denir?

2005 yılının Temmuz ayında Ürdün'de düzenlenen ve elli ülkeden iki yüzün üzerinde ulemanın katıldığı Amman Konferansı bu iki sorunun cevabını aramıştır. Aşağıdaki tanım üzerinde fikir birliğine varan ulema içinde şu isimler vardı: Şeyhü'l-Ezher, Mısır, Ürdün ve Suriye Müftüleri, Katarlı Şeyh el-Karzavî, Ayetullah Seyyid el-Hamaney, Ayetullah Seyyid Ali Sistânî, İsmâilî İmamı IV. Ağa Han.

“İslam fıkhının dört Sünni mezhebi (Hanefî, Şâfi, Mâlikî, Hanbelî), iki Şii mezhebi(Câferî ve Zeydî), İbâdî ya da Tâhirî mezheplerinden birine bağlı olan Müslümandır; bu kişinin mürted olması mümkün değildir, buna müsaade de edilmez; şüphesiz ki onun kanı, şerefi ve mülküne dokunulmaz.”

Varılan bu karar göre, yandaki şemada da gösterildiği üzere, Şii-İsmailî dogması, günümüzde oldukça heterojen hale gelmişolan İslam ailesine dahildir.

Şii dogmasının bir kolu olan İsmailî öğretisi, eşyanın tabiatı gereği, temelini Kuran'ın bâtınî (içsel-ezoterik) yorumundan almaktadır. Tüm Şii mezhepleri (ve İslam heterodoksisinin temel karakteristiği olmak üzere) felsefi özlerini Hz. Ali'ye dayandırmakta, fıkhî meşruiyetlerini de yine Hz. Ali'ye isnad etmektedirler. Şiiliğin buradaki temel vurgusu şudur: Şiatu Ali'ye (yani Hz. Ali taraftarlarına) göre Hz. Muhammed'in vefatından sonra (632) Kuran'ın barındırdığı içsel manayı yorumlayarak/tevil ederek onu gün ışığına çıkaracak, Hz. Ali ve soyundan gelenler dışında başka kimse kalmamıştır. Başka bir deyişle, Kuran'ın barındırdığı gizli, içsel (bâtın) mana, Hz.Muhammed'in damadı olması aracılığıyla ancak Hz. Ali ve soyu tarafından doğru bir şekilde yorumlanabilirdi; zira, Hz. Ali bu ışığıHz. Fatıma aracılığı ile Hz. Muhammed'den almıştı ve vefatından sonra da aynı nur Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin üzerinden ilerleyen kuşaklara, yani olgunun tarihsel şekillenişsüreci içinde dönüştüğü biçimle imamlara geçmişti.

Buradan hareketle, Şii toplumlarında temel bir iktidar ve dini meşruiyet kavramı olan imametmevkii ortaya çıkmıştır. Şii elit, tüm bu iktidar yapısını temelde Veda Haccıve Gadir Hum olayına dayandırmakta, Ali İmran:7(". . Halbuki onun te'vilini Allah'tan başka kimse bilmez. İlimde yüksek gayeye erenler ise: "Biz ona inandık, hepsi Rabbimiz katındadır." derler.") ve Nisâ:59("Ey iman edenler, Allah'a itaat edin. Peygamberine ve sizden olan emir sahiplerine de itaat edin.") sureleriyle de buna meşruiyet kazandırdıklarına inanmaktadırlar.

Kuran'ın bâtınî yorumu ve Şii dogmasının temel çerçevesine kısaca değindikten sonra, İsmailî Haşhaşîlerin hamiliğini üstlenen ve Mısır'da hüküm sürmüşolan Fâtımîlerin (909-1171) tarih sahnesine çıktığını görüyoruz. Merkezi Bağdat olan ve İslam'ın Sünni yorumunun şampiyonluğunu üstlenen Abbâsîlere karşı, Mısır-Fustat (günümüzde Kâhire) merkezli Fâtımî hanedanı İslam'ın Şii yorumunun şampiyonluğunu yapmış, Şii öğretisinin temel propaganda aracı olan da'va hareketini de, İslam topraklarının dört bucağına gönderdiği, daiolarak anılan kişilerle desteklemiştir. (Konuşmanın bu noktasında, Hz. Ali'den itibaren On İki İmam'ın isimleri şema şeklinde gösterilmiştir. Cafer es-Sadık'ın vefatı (765) ile Şiilik İsmailîve On İki İmamcılar olmak üzere ikiye bölünmüştür. Bundan sonra da İsmailî kolu 1095 yılında Nizârîve Musta'lî olmak üzere yine ikiye bölünmüştür ki; Haşhaşî olarak anılan kol da Nizârî kanadı üzerinden ilerlemektedir. Tüm bu ayrılmalar da konuşma boyunca şemalarla detaylandırılmıştır.)

Haşhaşîler ve Alamut üzerine tarihi kaynaklar ise, başta Cüveynî'nin (1226-1283) Tarih-i Cihangüşâ'sı ve Reşide'd-Dîn'in (1247-1318) Câmiu't-Tevârih adlı eserleridir. Bunların yanı sıra,
Sergüzeşt-i Seyyidinâ (Efendimizin Maceraları) adlı kayıp eserden de söz edilmiştir.

Son olarak, Haşhaşîler deyince akla gelen ilk isim olan Hasan Sabbah'a da değinilmiş, örgütlediği hareketin İran ve Suriye'deki yapılanması, Abbâsî ve Selçuklulara karşı yürüttüğü gayrı nizami savaşve direniş, Haçlılarla ilişkileri, suikast şekilleri de dahil olmak üzere ele alınmıştır.

NOT: Konuşmanın akışı boyunca, Şii öğretisi ve İslam tarihine ilişkin olan Tevella ve Teberra, takiye, fitne, zahirîve bâtınî te'vil, fedâi, Deylemliler ve Karmatîler, râfızî, setregibi kavramlara da değinilmiştir.

Tovak Uyak

Tovak Uyak



BİZİ TAKİP EDİN

Tovak Uyak Facebook
Tovak Uyak Twitter
Tovak Uyak Google Plus

HABERDAR OLUN

E-posta listemize kayıt olarak güncellemelerimizden ve etkinliklerimizden haberdar olabilirsiniz.

BİZİ TAKİP EDİN!