Yahudi Mistisizmi: Kabala

14 Ocak 2018
Uygarlık Ahlakı ve İnanç Araştırmaları Enstitüsü - TOVAK

Metin eleştirisinde bir aşırı yorum paradigması

Bu konuşma, 26 Şubat 2014 Perşembe günü işlenen Peşat ve Deraşkonusun devamı niteliğindedir.

Yahudiler, tarihleri boyunca başlarına gelen felaketleri anlamlandırmak (örneğin MÖ. 586 Babil sürgünü ve Süleyman Tapınağının yıkılması, M.S. 70 tapınağın ikince kez ve bu defa da Romalılar tarafından yıkılması ya da 1492'de İspanya'dan sürülmeleri vs. . .), daha da ötesi, aralarında bir anlaşmanın olduğunu iddia ettikleri Tanrı Yahveh'nin (הןהי- YHWH) neden başlarına bu felaketleri getirdiğini kavrayabilmek için Tevrat'ın ilk beşkitabı olan Yaradılış, Çıkış, Levililer, Çölde Sayımve Yasa'nınTekrarı kitaplarının aslında kavrayamadıkları gizli bir anlamı olduğunu düşündüler; Yahudi rabbilerine göre bu beşkitabı oluşturan İbrani alfabesinin yirmi iki harfi, kıyamet günü geldiği vakit yeniden düzenlenecek ve bu yeni sıralama ile kitabın asıl, gizli olan sırrı ve manası nihayet ortaya çıkacaktı. Zamanla rabbiler, özellikle 2. yüzyıldan itibaren (başta Rabbi Şimon Bar Yohay olmak üzere, Abraham Abulafia ve 16. yüzyılda Rabbi İsak Luria), bu gizeme derin bir meditasyon ile ulaşabileceklerini düşündüler. Bu noktadan sonra bahsi geçen BeşKitap (Pentateuk, Torah), barındırdıklarına inanılan gizli manayı bulabilmek ve böylece Tanrı ve yaradılışın sırlarına vakıf olabilmek için, derin bir meditasyon aracılığı ile bâtın bir şekilde defalarca te'vil edildi. Günümüzde Yahudi tasavvufu olarak bilinen Kabala öğretisi temelini buradan almıştır.

Kabala'nın özüne kısaca değindikten sonra, günümüze kadar bu mevzu üzerine yapılan araştırmalarda ön cepheye çıkan iki ana yaklaşımın tespitlerini de irdelemekte fayda var. Gershom Scholem'in , Origins of the Kabbalah(Kabala'nın Kökenleri) adlı eserinde ele aldığı bu iki yaklaşım kısaca şöyle özetlenebilir:

Heinrich Graetz: 1204'te Fustat'a ölen Yahudi filozof İbn Meymûn'un (Maimonides, 1138-1204) rasyonalist yaklaşımına karşı çıkan bilinmesincilerin(obscurantists) ortaya attığı gelenekçi görüş. Kabala=Gelenek (İbn Meymûn'un öğretisi ise kısaca şöyle özetlenebilir:

a) Şeyler, olmaları arzu edildikleri gibi değil, ancak oldukları gibi kabul edilerek anlaşılmaya çalışılmadır. (Olguları anlama ve açıklamak üzere rasyonelliğin öncüsü.)

b) Negative Theologykavramı: Tanrı'nın ne olduğu (teosofi=tanrı bilgisi), onun aşkınlığından dolayı bilinemez (Neoplatonizm etkisi); ancak ne olmadığı bilinebilir; başka bir deyişle, Tanrı'nın ne olduğu söylenemez, ifade edilemez, ancak ve ancak ne olmadığı söylenebilir. Örneğin, eğer Tanrı bilenise; Tanrı'nın cahil ya da bilgisiz olmadığı söylenebilir.)

David Neumark: İbn Meymûn'a karşı gelişen bir hareket değildir. Yahudiliğin felsefi gelişimini yöneten içsel (bâtınî) bir yaklaşımdır. Tarihin bir rolü yoktur; her şey felsefi düşünce içindedir. Kabala= Felsefenin gizli bir paralelidir.

Gershom Scholem bu iki yaklaşımı şöyle eleştirmektedir:

"Bu iki yaklaşımın temel sorunu, Kabala'yı 19. yüzyılın 'aydınlanma' yaklaşımı ile ele almalarıdır. Aksine, Yahudilik içindeki Kabala hareketi felsefe tarihinin sınıflandırmasıyla yeterli ve açık bir tanıma erişemez; her ne kadar felsefe ile yakın bağları zaman zaman ortaya çıksa da, ancak ve ancak dinler tarihi içinde açıklanabilir."

Kabala'nın tarih sahnesine çıkışı, Fransa-Provence, Languedoc'da, 13. yüzyılda gerçekleşmiştir. Coğrafi açıdan bölge, İslam-Hristiyan-Yahudi ve anti-Katolik hareketlerin sentezine açıktır. Yani Kabala, İbrahimî dinlerin, heterodoks ögeler de dahil olmak üzere, toplumsal olarak hercümerc olduğu topraklarda filizlenmişbir öğretidir. Ancak, tarihte karşımıza çıkan her olgunun bir evveliyatı vardır; Kabala da bir istisna değildir. 13. yüzyıla ulaşıncaya dek pekçok merhaleden geçmiştir. II. yüzyıl Helenistik dönemde şekillenmişolan Yahudi Merkaba Mistisizmi, Kabala'nın evveliyatı için iyi bir örnektir:

"Merkaba mistik yolcusunun/seyyahın Tanrının tahtına ulaşmadan evvel ziyaret edeceği yerlerdir. Bu süreçte seyyah, semavi şeyler, yaradılışgizemi, melekler hiyerarşisi ve mucizelerin sihirsel uygulanışı hakkında vahiylere ulaşır. En yüksek noktaya ulaşmakla, tahtın huzurunda durur ve uluhiyetin gizemli figürsel bir görüntüsüne bakar; bu, "insan görünüşünün benzeridir" ve Peygamber Ezekiel'in de bunu görmesine izin verilmiştir. Burada, bedenin ölçülerine dair bir vahiy alır: 'Shi'ur Komah' Bu, ilahi olanı insan bedenli (anthropomorphic) bir betimlemesidir ki; ilk insan olarak görünür; aynı zamanda, uzuvlarının mistik isimleriyle birlikte, Ezgiler Ezgisi'dir."

Ezgiler Ezgisi'ni Gershom Scholem şöyle açıklamaktadır:

"Ezgiler Ezgisi, tanrının İsrail halkı ile konuşmasının mistik bir tasavvurudur. Tanrı, tıpkı eski günlerdeki gibi, kendisini İsrail halkının tümüne göstermiştir; tıpkı Mısır'dan çıkışta olduğu gibi, YHWH Merkaba'nın üzerinde görünür olur; işte bu, Merkaba'nın gizemlerine inisiye olan gizemci ve Tanrı arasında ilişki vahiy yoluyla tekrar etmektedir."

Buna göre, YHWH, yani Tanrı'nın gizli bilgisine ve yaradılışgizemlerine vakıf olabilmek için, gizemci mistiğin iki anahtara ihtiyacı vardır:

1) İlk on sayı (sefiroth): İleri sürüldüğü üzere bu ilk on sayının gizemi inancı neoPitagorculara, Geresalı Nikomakos'a, atfedilmektedir. Herbirinin ayrı bir anlam ve yorum taşıdığı, aralarında çeşitli bağlar ve bunlara göre yorum permütasyonları da oluşturulabilen On Sefiroth ise şöyledir:
• Keter-רתכ(taç),
• Binah-הניב(anlayış),
• Hokmah-המכה(hikmet),
• Gevurah-הרןבג(adalet),
• Hesed-דסח(merhamet),
• Hod-דןח(ihtişam),
• Nezah-חצנ(sonsuzluk),
• Yesod-דןסי(temel),
• Malkut-תןכלמ(krallık).
2) Tanrı kelâmının vücut bulduğu dil olduğuna inanılan İbrânî elifbesinin 22 harfi.

Bu iki anahtarın birleşimi ile bilgeliğe giden yola, tabi bu çok ciddi bir meditasyon süreci ile Tevrat okumalarını içermektedir ki; gelenkte, bu süreçte pekçok rabbinin, meditasyon yoğunluğundan öldüğü aktarılmaktadır, girilebilir; yani Bilgeliğin (sophia) 32 Yolu. Öyle ki; geleneğe göre, yukarıdaki On Sefiroth'un manasına eren kişinin YHWH'nin şuuruna, bilinç düzeyine de vakıf olabileceği de anlatılmaktadır ki; Kabala üzerine en ünlü ve popüler kaynak olan Zoharda bu gizli manaya erişebilme kuruntusu hakimdir.

Görüldüğü üzere, Kabala, özü itibarıyla, kutsal olduğuna iman edilen bir metnin gizli olduğuna inanılan anlamını elde etmek için, sınırları gayet muğlak bir yorumlama yöntemidir. Öyle ki; barındırdığı "gizli-gizemli mana" tarih boyunca yorumcular tarafından farklı noktalara çekilmiş, metnin yorumunda hiçbir sınır gözetilmemiştir. Bu doğrultuda, konuşmanın sonunda U. Eco'nun aşırı yorum üzerine düşünceleri, yazarın-metnin-okurun amacı çerçevesinde ele alınmıştır. Bir metnin sınırları, buna mukabil ancak bu sınırlar içinde yorumlanarak anlamlı bir şerh elde edilebileceği mefhumu da tartışmaya son tahlilde dahil edilmiştir.

NOT. Konuşmanın sonunda, Kabala öğretisinin kutsal metin içinde "gizli" olduğunu ve bunları ortaya çıkardığını iddia ettiği bazı olgulardan da örnekler sunulmuştur ki; bunlar genellikle ebced benzeri, harf va sayı değerleri üzerine yapılmışyorumlardır. Bunun yanı sıra, diğer gizli ögelere de kısaca değinilmiştir.

Tovak Uyak

Tovak Uyak



BİZİ TAKİP EDİN

Tovak Uyak Facebook
Tovak Uyak Twitter
Tovak Uyak Google Plus

HABERDAR OLUN

E-posta listemize kayıt olarak güncellemelerimizden ve etkinliklerimizden haberdar olabilirsiniz.

BİZİ TAKİP EDİN!